Kök Hücre Tedavisi

Sağlık Bakanlığı tarafından hastalardan gelen istek üzerine ALS hastalığı için bir tedavi protokolünün hazırlanmasına karar verildiği ve bakanlığın oluşturduğu Kök Hücre Komisyonu aracılığı ile nörologlardan oluşan bir komisyon kurulması için girişimde bulunulduğu ve bu komisyondan ALS de kök hücre tedavisi ile ilgili detaylı bir tedavi protokolünün hazırlanmasının istendiğini öğreniyoruz.

Öncelikle hastalardan gelen istek üzerine gerekçesini son derece yadırgadığımı hatta çok garip bulduğumu belirtmek istiyorum. Bundan şöyle bir anlam çıkıyor. ALS hastalığı için bir tedavi metoduna ulaşılmıştır. Bu güvenilir bir metottur. Ancak Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ve ilgili hekimler özellikle nörologlar bu metodun uygulanmasını ciddiye almamışlar, geciktirmişler, bu önemli gelişmeyi gündeme getirmeyi ihmal etmişlerdir. Bu ihmalkarlık üzerine hastalar harekete geçmiş ve bu tedavinin biran önce yürürlüğe sokulmasını istemişlerdir. Bu varsayımı kabul etmek mümkün değildir. Eğer böyle idiyse, niçin çeşitli tıp merkezleri ve hastanelerde kök hücre tedavilerinin gizlice yapılmasına önce göz yumulmuş sonra yasaklanmıştır.

Türkiye’de sanırım ilk defa Ankara Tıp Fakültesinden Prof. Haluk Deda bu tedavileri ALS hastalarında ve omurilik felçli hastalarda uygulamış ancak bir süre sonra fakülteden ayrılmak zorunda kalmış ve bu tedavilere devam etmesi bakanlıkça engellenmiştir. Bugün bu tedavi Sağlık Bakanlığı tarafından yeniden gündeme getiriliyor.

Dünyada bilimselliğe öncelik veren herhangi bir ülkede ALS hastalarına kök hücre tedavisi uygulanıyor mu? Bunu soruşturdu mu bakanlık?  Bu girişimle, Türkiye’de sayıları yaklaşık 4-5000’ine varan hasta ve ailelerinde büyük bir umut yaratılmaktadır. Bakanlık bunun sonucunu ve sorumluluğunu düşünüyor mu?

Gerçek şudur: Kök hücre tedavisi çok sayıda genetik nörodejeneratif hastalıklar için büyük bir umuttur. Bu umut ileriki yıllarda umarız gerçekleşecektir. Bugün bazı kan hastalıkları ve lösemi için başarı ile kullanılmaktadır.  Ancak bir öncekiler için tüm dünyanın ünlü merkezlerindeki çalışmalar henüz preklinik (klinik öncesi) aşamadadır. Klinik uygulama aşamasına ulaşılmamıştır. Preklinik dönemin ardından uygulama öncesi 3 fazdan söz ediyoruz. Bunlar henüz aşılmış olmaktan uzaktır. Hiç bir ülkeden ve merkezden ALS/MND hastalığında klinik uygulama başarısı bildirilmemiştir. Böyle bir başarıyı bildiren ciddi ve hakemli dergilerde yayınlanmış yayın yoktur. Prof Haluk Deda’nın yaptığı tedavi denemeleri tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Çin’deki bir profesörün dünyanın birçok ülkesinden gelen hastalara büyük paralar karşılığı yaptığı tedavi girişimleri uluslararası arenalarda şiddetle kınanmıştır.

Telefonla görüştüğüm Tuba başkanı Prof. Yücel Kanpolat,  yurdumuzdaki bu gelişmeleri şaşkınlıkla karşılamış ve kök hücre konusundaki bazı ciddi çalışma ve araştırmalar etik kurullarca engellenirken bir tedavi protokolü hazırlama girişimini çok yadırgadığını söylemiştir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının hastaların isteği gerekçesi ile yaptığı girişim yersiz ve yararsızdır. Komisyonu oluşturan meslektaşlarımız vakit kaybedeceklerdir ve ne yazık, hem de çok yazık, hastalar büyük umutlara kapılacak ve bir kez daha büyük bir düş kırıklığı yaşayacaklardır. Oysa yapılması gereken bu hastalar için iyi bir bakım (management) sağlamaktır.

Yıllardır Türkiye Kas Hastalıkları Derneği olarak, yetkili makamlara bunu anlatmaya çalışıyor, destek arıyoruz. Kesin tedavi gerçekleşinceye kadar önceliği olan hizmet budur.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir